Yazan: Obayda Amer Ghadban

King's College London'da Savaş Çalışmaları doktora öğrencisi olan Obayda Amer Ghadban, iki bölümlük analizinin ilkinde, İsrail'in Aralık 2024'te Beşşar Esad'ın düşüşünün ardından Suriye'ye yönelik hızlı ve saldırgan hamlelerini ele alıyor. Askeri raporlardan, bölgesel politika belgelerinden ve akademik analizlerden yola çıkan bu makale, İsrail'in evrilen hedeflerini, tampon bölge stratejisini ve artık Suriye'nin güneyindeki varlığını tanımlayan daha geniş güvenlik doktrinini ortaya koyuyor.
______________________________
Beşşar Esad rejiminin çöküşünden yalnızca iki gün sonra İsrail savaş uçakları Suriye sınırı üzerinde gürledi ve eski rejim sığınaklarını birer ateş topuna çeviren hassas saldırılar düzenledi. Ardından oluşan güç boşluğunda İsrail, operasyonlarını Suriye'nin güneyinin derinliklerine doğru genişletti; artık istikrarsızlığa tepki veren değil, onu aktif biçimde şekillendiren bir aktöre dönüştü.
Yüzlerce hava ve füze saldırısı; üsler, hava alanları, uçaklar ve silah depoları başta olmak üzere Suriye'nin askeri tesislerini vurarak rejimin cephanesinden geriye kalanı yok etti. İsrail kara birlikleri Suriye'nin güneyine girerek BM gözetimindeki eski tampon bölgeyi ve Kuneytra'daki birkaç kasabayı ele geçirdi. İsrail'in savına göre, bu mütarekeyi sürdürecek bir rejim kalmadığı için eski ateşkes geçersizdi.
Mart 2025'in sonlarına gelindiğinde İsrail, operasyonlarını Şam bölgesinden Dera'ya kadar genişleterek en az 70 kara sızması ve 30'u aşkın hava saldırısı kampanyası gerçekleştirmişti. Ordu devriyeleri artık sınırın hemen ötesindeki köyler arasında hareket ediyor.

Kuya köyünde İsrail birlikleri, evlerini savunan yerel silahlı kişilerle ateş teatisine girdi. Ordu, en az yedi sivili öldüren topçu atışları ve hava saldırılarıyla karşılık verdi; uluslararası tepkiyi tetikleyen ölümcül bir olaydı bu.
Yetkililer bu hamleleri güvenlik tedbirleri olarak çerçeveliyor. Savunma Bakanı Yisrael Katz, "Amaç, Suriye'nin güneyinin bir başka Güney Lübnan'a dönüşmemesini sağlamaktır," dedi. Başbakan Netanyahu da aynı söylemi yineleyerek askeri varlığı savunma amaçlı bir kalkan olarak tanımladı.
Ancak bu saldırganlık silahlı direnişi körükledi ve kınamalara yol açtı. Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye hükümeti, 1974 ayrışma hatlarına saygı göstereceğini vurgulayarak İsrail'in tam çekilmesini talep etti. Yine de İsrail geri adım atma belirtisi göstermiyor. Önleyici eylem olarak başlayan şey, Suriye'nin içinde uzun vadeli bir güvenlik kuşağına; militarize, tahkim edilmiş ve sonu belirsiz bir varlığa dönüşüyor.
Stratejik Vizyon: Suriye'yi Zayıf ve Bölünmüş Tut
Esad'ın gidişiyle birlikte İsrail stratejik bir kavşakla karşı karşıya. Ulusal güvenlik doktrini, Suriye'nin geleceği için üç senaryo öngörüyor: ılımlı, Batı yanlısı bir merkezi hükümet altında istikrar; İslamcı bir eksen (örneğin Müslüman Kardeşler, Türkiye, Katar) altında radikalleşme; ya da yarı özerk bölgelerden oluşan zayıf bir konfederasyona parçalanma. İsrail birinci ve üçüncü sonuçları tercih ediyor ve Suriye'nin savaş sonrası düzenini buna göre şekillendirmek için şimdiden adımlar atıyor.
Doha Araştırma ve Politika Çalışmaları Enstitüsü'ne göre temel hedefler şunlar: güçlü bir ulusal ordunun oluşmasını önlemek için Suriye'nin askeri gücünü felç etmek; Golan Tepeleri'nin ötesinde bir tampon bölge kurmak amacıyla güneyin bazı kesimlerini güvenceye almak; Şam'ı zayıf tutmak için mezhepsel ve etnik çizgiler boyunca parçalanmayı teşvik etmek; İsrail'i Dürziler, Hristiyanlar ve Kürtler gibi azınlıkların "koruyucusu" olarak konumlandırmak; ve "düşman" ya da bağımsız bir Suriye devletinin yükselişini engellemek.
İsrail'in askeri altyapıya yönelik saldırıları, Suriye'yi dış destekçilere bağımlı ve İsrail'e meydan okumaktan aciz bir konumda bırakmayı amaçlıyor. Tampon bölgeyi ele geçirme kararı Esad'ın düştüğü gün alındı ve sonuçta Suriye topraklarının derinliklerine uzanan, askeri kontrol altındaki bir kuşak ortaya çıktı.
Bazı İsrailli analistler, Alevi, Sünni, Kürt ve Dürzi kantonlarına bölünmüş parçalanmış bir Suriye'yi açıkça destekliyor. Onlara göre içine kapanmış, parçalı bir ülke, bir tehdit oluşturamayacak kadar kendi iç sorunlarıyla meşgul olurdu.
"Azınlıklar ittifakı" doktrinini yeniden canlandıran İsrail, kırılgan grupların savunucusu olarak hareket ettiğini öne sürüyor. Yetkililer özellikle Dürzilerin korunmasını öne çıkarıyor; müdahaleyi meşrulaştırmak ve yerel müttefikler kazanmak için insani bir dil kullanıyorlar. Küresel güçler Suriye'nin yeniden inşasını tartışırken, İsrail'in önceliği, birlik ya da egemenlik pahasına olsa bile, güvenlik üstünlüğü olmaya devam ediyor.
Araçlar ve Taktikler: Ateş Gücü, Azınlıklar ve Vekiller
İsrail'in yaklaşımı kaba kuvvetle yumuşak gücü harmanlıyor. Hava harekâtı, Şam yakınlarındaki silah depolarını, doğu çölündeki konvoyları ve hatta Suriye'nin küçük donanmasını hedef alarak ölçek bakımından emsalsiz oldu. İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) süregelen harekâtı hava gücünü, kara sızmalarını ve özel operasyonları kapsıyor.

Azınlıkları Koruma: Kurgulanmış Bir Müdahale
Bir diğer kritik araç, İsrail'in geniş istihbarat ağı ve yerel ittifakları. Özellikle İsrail, Suriye'nin güneyindeki Dürzi topluluğuyla temas kurdu. Süveyda ilinde ve Golan bölgesinin bazı kesimlerinde yoğunlaşmış olan Dürziler, İsrail'in Sünni aşırılıkçı gruplara karşı potansiyel bir müttefik olarak gördüğü bir azınlık.
2025'in başlarında İsrailli liderler onları koruma sözü verdi. Cermana'da hükümet güçleriyle Esad yanlısı bir Dürzi milis arasında çatışmalar patlak verdiğinde, İsrail müdahale etmekle tehdit etti. Daha sonra, İsrail'le koordineli olduğu ve terk edilmiş rejim depolarından silahlandırıldığı bildirilen yeni bir milis -Süveyda Askeri Konseyi (SMC)- ortaya çıktı. Bu ilişki, İsrail'in daha geniş stratejisini yansıtıyor: mezhepçiliği beslemek ve nüfuz kurmak ile askeri müdahaleyi meşrulaştırmak için azınlık ittifaklarını kullanmak.
İsrail ayrıca, İslamcı isyancılara ve Türk nüfuzuna karşı bir set olarak gördüğü Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt güçlerine sessiz bir destek de gösterdi. Kürt hareketleriyle tarihsel bağlar, artık Kürt liderliğindeki özerk yönetimle olası bir işbirliğine yön veriyor. Bir analiz bunu açıkça çerçeveledi: İsrail, "azınlık gruplarını koruma kisvesi altında çıkarlarını ilerletiyor."
Vekil ve Baskı Yoluyla Nüfuz
Örtülü operasyonlar, istihbarat ve diplomasi, İsrail'in araç setini tamamlıyor. Mossad'ın muhtemelen Suriye'de aktif olduğu; militanları, İranlı ajanları veya yerel liderleri hedef aldığı düşünülüyor. Bu arada İsrail'in, Şam'a yardımı engellemek ve yaptırımları sürdürmek için Washington nezdinde lobi yaptığı bildiriliyor.
ABD ve Avrupa'yı hükümeti tanımaktan ya da ona yardım etmekten alıkoymaya iterek İsrail, Şam'ı zayıf ve uluslararası alanda yalıtılmış tutmayı umuyor. Suriye'nin yeni hükümetiyle doğrudan temasa girmeyi reddeden İsrail, ABD koordinasyonuna ve Rusya'yla yürütülen arka kanal görüşmelerine dayanıyor.
Ayrıca, İran yanlısı milislerin yeniden girmesini önlemek için İsrail'in Suriye'nin doğusundaki bazı aşiret ya da yerel liderlerle koordinasyon kurduğuna dair yeni ortaya çıkan haberler de var; bu, istihbarat ve yerel vekil stratejisinin bir başka katmanı.

İsrail'in kontrolü dayatmak için kullandığı araçların kendisi, içkin riskler ve sınırlamalar taşıyor. Taktiksel zaferlerin ve toprak kazanımlarının altında, İsrail'in genişleyen harekâtı; öfke, direniş ve uluslararası tedirginlikten oluşan oynak bir karışımı kışkırtıyor ve şu soruyu gündeme getiriyor: Bu strateji İsrail'i ve hedeflerini güvenceye mi alıyor, yoksa gelecekteki bir kaosun zeminini mi hazırlıyor?
Bu dizinin İkinci Bölümü, İsrail'in Suriye'deki genişleyen varlığından şimdi su yüzüne çıkan riskleri -artan sivil direnişten Türkiye ve uluslararası güçlerle yükselen gerilimlere kadar- inceleyecek. İsrail mevzilerini sağlamlaştırdıkça, soru yalnızca neyi önlemeyi umduğu değil, neyi kışkırtıyor olabileceği haline geliyor.

