Yazan: Hamza el-Mustafa

Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle, Suriye Enformasyon Bakanı Hamza el-Mustafa'nın bir konuk yazısını yayımlıyoruz. Mustafa bu yazısında, Esad rejiminin devrilmesinin ardından özgür ve bağımsız bir medya ortamı kurmanın önündeki zorlukları ve fırsatları ele alıyor.
_____________________________
Esad rejiminin çöküşünün ve dezenformasyon ile propagandanın merkezî bir aracı olarak hizmet eden onlarca yıllık devlet güdümlü medya döneminin ardından, Suriye bugün medya ortamında derin ve dönüştürücü bir değişimi başlatmak için eşsiz bir tarihsel fırsatla karşı karşıya.
Bununla birlikte, Suriye'deki mevcut medya ortamının, önceki rejimden miras kalan köklü medya çarpıtması ve kurumsal çürüme mirasına dayanan pek çok temel zorlukla yüzleştiği yadsınamaz bir gerçek.
Bugün var olan medya kurumları, ciddi bir profesyonellik eksikliği ile basın özgürlüğü ve editoryal bağımsızlık kültüründeki belirgin bir yoksunlukla maluldür. Dahası, popülist söylem yaygınlaşmış; çoğu zaman diyalog, çoğulculuk ve hesap verebilirlik gibi temel değerleri yeşertmek yerine, kamuoyunu yönlendirmenin bir aracı haline gelmiştir.
On dört yıl boyunca devrilen rejim, mezhepçi söylemi sistematik biçimde kurumsallaştırdı ve devrimin kontrolündeki bölgelerin sakinlerini şeytanlaştırarak toplumda derin yarıklar açtı. Bu bölünmelerin etkileri, bugün dahi sosyal medya platformlarında yaygın biçimde görülen nefret söylemi, dışlama ve mezhepçilikte kendini gösteriyor; tüm bu dinamikler ise kapsayıcılık, mesleki standartlar ve kamu güveninin yeniden tesisi temelinde bir ulusal medya ortamı inşa etme kabiliyetini ciddi biçimde engelliyor.
Bu zorluklar karşısında, yeni Suriye hükümetinin Enformasyon Bakanlığı olarak biz, devlet güdümlü medyayı yeniden yapılandırmayı amaçlayan kapsamlı vizyon ve stratejiler geliştirmeye başladık. Bu çalışma nesnellik ilkesine dayanıyor ve ifade özgürlüğüne müdahale etmeksizin medya çalışmasının kurallarını belirleyen bir "Etik İlkeler Sözleşmesi" dahil olmak üzere, açık bir hukuki ve etik çerçeveyle şekillendiriliyor.

Bu girişim artık yerel gazeteciler, sivil toplum aktörleri ve yeniden yapılandırılan Suriye Gazeteciler Sendikası gibi sendikalarla yürütülen bir istişare sürecini de kapsıyor. Söz konusu sendika, mesleki dürüstlüğü ve etik standartları korumayı amaçlayan üyelik koşulları içeren yeni bir düzenleyici çerçeve başlattı.
Bakanlık aynı zamanda, medyanın kutuplaşmanın ya da toplumsal bölünmelerin derinleştirilmesinin bir aracı olarak istismar edilmesini önlemeyi hedefliyor. Bu vizyon, eleştirinin reformun ve toplumsal kaynaşmanın geliştirilmesi için yapıcı bir araç olarak kullanıldığı bir medya kültürünü yeşertmeyi amaçlıyor.
Bu çabanın bir parçası olarak, deneyimli gazeteciler ve aktivistlerle yapılan son toplantılar; özellikle çatışma sonrası uzlaşı, toplu mezarların belgelenmesi ve eski tutukevlerinin haberleştirilmesi gibi hassas konularda açık editoryal standartların belirlenmesine odaklandı. Bunlar, bazı yurttaş gazetecilerin eğitimsiz ya da etik dışı haberciliği nedeniyle eleştirildiği konular.
İlerlemenin önündeki yolun hâlâ zorluklarla dolu olduğu ve Suriye'de ifade özgürlüğünün, köklü demokrasilerdekiyle kıyaslandığında hâlâ sınırlı kaldığı yadsınamaz bir gerçek. Ancak bunu daha geniş bir perspektifle değerlendirmek esastır.
Suriye şu anda zorlu bir geçiş aşamasından geçiyor ve siyasi reform yolunda ilk adımlarını atıyor. Bu bakımdan, medya özgürlüğünün de tıpkı siyasi konsolidasyonun genel seyri gibi, kademeli ve evrilen bir süreç olduğunu kabul etmek önemli.
Bu geçiş ivmesiyle uyumlu olarak hükümet, medya eleştirisiyle yüzleşmeye açık olduğunu göstermiş ve ifade özgürlüğü alanını genişletme yönünde net bir irade ortaya koymuştur. Bu ilerleme, devlet güdümlü medyanın hükümetle olan kurumsal bağlarından ve kamu finansmanına bağımlılığından kaynaklanan ve çoğunlukla bu tür medyaya atfedilen yapısal yanlılıklara rağmen gerçekleşiyor.
Bu geçiş aşamasında daha çoğulcu ve şeffaf bir medya ortamı geliştirme bağlamında Enformasyon Bakanlığı, modern gazeteciliğin ilkeleriyle uyumlu eğitim ve gelişim alanlarındaki iş birliği de dahil olmak üzere, uluslararası uzmanlıktan öğrenmeye güçlü bir açıklık gösteriyor.
Örneğin Bakanlık, şu anda Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ile ortak eğitim önerilerini değerlendiriyor ve yurt dışındaki Suriyeli gazeteciler için standartlaştırılmış basın akreditasyonu konusunda Arap Basın Federasyonu ile görüşmeler başlattı.
Bakanlık ayrıca, görüş alışverişine ve etkin medya ortaklıklarının kurulmasına dayalı sürekli bir iletişim tesis etmeyi hedefliyor. Bu, medya ortamını Suriye'de faaliyet gösteren tüm kuruluşlara açmayı ve bağımsız ile yabancı medyaya sahadaki olayları haberleştirme rolünü yerine getirme imkânı tanımayı kapsıyor. Bu girişimlerin daha dinamik ve bilgilendirilmiş bir kamusal tartışmayı teşvik edeceğini, farklı bakış açıları sunacağını ve daha kapsayıcı ve dengeli bir ulusal anlatının şekillenmesine katkıda bulunacağını öngörüyoruz.
Esad'ın yönetimi altında Suriye, gazeteciler için en tehlikeli ortamların başında geliyordu; sistematik hedef alma ve tutukevlerindeki işkenceler sonucunda 700'den fazla medya çalışanı hayatını kaybetti. Buna karşılık ülke, artık özgür, bağımsız ve sansürsüz bir basının demokrasiye yönelik etkin bir siyasi geçişin temel taşı olduğu inancına dayanan yeni bir aşamaya giriyor.

Yine de birçok zorluk varlığını sürüyor. Rejimin düşüşünden bu yana, özellikle Mart ayında sahilde yaşanan olaylar gibi hassas siyasi olayların haberleştirilmesi sırasında, yerel gazeteciler tarafından taciz, editoryal müdahale ve otosansür vakaları rapor edildi. Bu olaylar, basın özgürlüğünün kök salması isteniyorsa kararlılıkla kırılması gereken, hâlâ süregelen yapısal alışkanlıkları yansıtıyor.
Dahası, bağımsız medya sesleri -özellikle serbest çalışan gazeteciler ve yurttaş gazeteciler- taban düzeyindeki gelişmeleri haberleştirmede kritik bir rol oynamayı sürdürüyor. Bu gazetecilerin çoğu, daha önce sürgünden ya da yer altından faaliyet gösteriyordu; şimdi ise hem fırsat hem de belirsizlikle nitelenen bir geçiş ortamında yeni siyasi ve mesleki engellerle yüzleşmelerine rağmen, Suriye'nin yeni medya kültürünü şekillendirmeye yardımcı oluyorlar.
Önümüzdeki yol uzun ve karmaşık zorluklarla dolu olsa da, medyanın devlet inşasında ve sürdürülebilir barışın ilerletilmesinde etkin bir rol oynadığı farklı bir model kurma kabiliyetimize olan inancımızı koruyoruz.

