
ABD, İsrail ve İran'ı kapsayan tırmanan çatışmanın gölgesinde, bölgesel istikrarsızlık küresel enerji piyasalarını sarsarken Suriye'nin kırılgan ekonomisi giderek artan bir baskıyla karşı karşıya. Hürmüz Boğazı'nın kapatılacağına dair tehditler ve Kızıldeniz'deki deniz taşımacılığında süregelen aksamalar petrol fiyatlarını yukarı çekti. Suriye iç piyasasında bu yükseliş, temel malların fiyatlarında halihazırda yüzde 20-25 oranında bir artışa neden oldu.
Bu durum, akaryakıt kıtlığına ilişkin artan endişeler ve doların karaborsadaki değerinin keskin biçimde yükselmesiyle aynı döneme denk geliyor; karaborsada dolar 12.000 Suriye lirasına (SYP) yaklaşıyor. Ekonomistler, bu baskıların tarım ve imalatı aksatabileceği gibi enflasyonu da körükleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Şam'da Kuyruklar Yeniden Başladı
Enerji Bakanlığı'nın akaryakıt ve tüpgazın mevcut olduğuna, rafinerilerin ve ithalat sözleşmelerinin güvenli sınırlar içinde normal şekilde işlediğine dair güvencelerine rağmen, çeşitli Suriye kentlerinde akaryakıt istasyonlarında yeniden kuyruklar oluştu.
Şamlı bir vatandaş olan Fuad Muhammed, durumdan duyduğu kaygıyı dile getirdi. "Biz Suriyeliler kuyrukta beklemeye alışkınız ama bu kez savaş çetin ve enerji sektörüne etkisi ciddi olabilir," dedi. Vatandaşlar akaryakıt teminine koşarken yetkililerin güvenceleri toplumdaki endişeyi azaltmaya pek yetmedi.
Haseke Sahalarından Petrol Çıkarımı
Arzı istikrara kavuşturma çabası kapsamında Suriye Petrol Şirketi (SPC), Haseke ilindeki Rmeilan ve Suwaydiyah sahalarından ham petrol çıkarımına başlandığını duyurdu. Şirketin İcra Direktörü Yusuf Kablavi, çıkarılan petrolün ulusal akaryakıt arzını güçlendirmek üzere yurt içindeki rafinaj ve üretim operasyonlarını destekleyeceğini söyledi.
Kablavi, şirketin aynı zamanda petrol sahası yönetimi ve işletmeciliğinde uzmanlaşmış büyük bir Amerikan şirketiyle yapılan anlaşma yoluyla sahaların rehabilitasyonu ve üretimin artırılması için çalıştığını ekledi. Anlaşmanın, verimliliği en üst düzeye çıkarmak ve Suriye sahalarının üretim kapasitesini artırmak amacıyla uluslararası teknik ve operasyonel standartlara uygun yürütüleceğini belirtti.
Irak sınırına yakın konumdaki sahalardan petrolün yeniden taşınması, hükümetin Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) kontrolü devralmasının ardından sahaların tam rehabilitasyonu ve işletilmesine yönelik planları uygulamaya koymasıyla aynı döneme rastlıyor. Yetkililer, tesislerin tam verimle hizmete dönmesini sağlamak için teknik ekiplerin hasar tespiti yaptığını belirtiyor.
Stratejik Rezervlerin Artırılması Çağrıları
Enerji uzmanları, gelişen duruma yanıt vermek üzere hükümeti bir kriz yönetim birimi kurmaya çağırıyor. Enerji analisti Ziad Atraş, Suriye'nin stratejik akaryakıt rezervinin mevcut 45 günden 90 güne çıkarılmasını önerdi. Ayrıca akaryakıt arz yönetimini iyileştirirken kıtlıkları azaltacak merkezi veri tabanlarının oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Atraş, sevkiyatların gerçek zamanlı takibi için Nesnelerin İnterneti (IoT) ve yapay zeka (AI) gibi teknolojiler aracılığıyla lojistik sistemlerinin dijitalleştirilmesi çağrısında bulundu. Böyle sistemlerin gecikmeleri yüzde 30'a kadar azaltabileceğini söyledi. Ayrıca tedarikçileri ve tüketicileri sınırlar ötesinde birbirine bağlayan merkezi platformların geliştirilmesini ve tedarik zincirlerini izlemek, sözleşmeler ile ödemelerde şeffaflığı sağlamak için blok zinciri (blockchain) teknolojisinin kullanılmasını önerdi.
Ekonomik Baskı Uyarıları
Bankacılık analisti Amer Şahd, "Suriye ekonomisi fırtınanın tam ortasında" uyarısında bulundu. Ülkenin hem iç hem dış kaynaklı çifte enflasyonist baskıyla karşılaşabileceğini, bunun yanı sıra yabancı yatırımların gerileyebileceğini ve yeniden yapılanma projelerinin en az üç yıl gecikebileceğini öngördü.
Şahd ayrıca, komşu ülkelerden ve Avrupa'dan Suriyeli mültecilerin olası dönüşünün kamu hizmetleri ve altyapı üzerinde ek bir yük oluşturabileceğini tahmin ediyor. Riskleri öngörmek ve hızlı müdahale tedbirleri geliştirmek için bir acil durum ekonomik görev gücü oluşturulması çağrısında bulundu.

